Okuma, bizim için, büyülü anahtarları, bizim içimizdeki derin, nüfuz edemeyeceğimiz yerlerin kapılarını açan yol gösterici olduğu müddetçe, yaşamımızdaki rolü sağaltıcıdır.
Marcel Proust (Okuma Üzerine)
Bu bloğu, temasım olan, ama her zaman görüşemediğim dostlarıma, arkadaşlarıma ulaşmak ve yeni arkadaşlar, dostlar edinmek amacıyla oluşturdum.
Bir süredir, bazı sıkıntılarım oldu ve kafamı toplayıp, okunmaya değer bir şeyler yazamayacağım varsayımıyla, yazmaya ara vermiş oldum.
Bu zaman aralığında, siteye girip yeni yazı var mı diye kontrol eden kişilerin varlığını (isim olarak değil, sayı olarak) farkettim. Sıkıntılarımı da bir ölçüde aştığımdan, artık, bu bloğun az sayıdaki değerli okuruna olan sorumluluklarıma geri dönebilecek hale geldim.
Arada, aklıma gelen bazı düşünceleri, deneyimleri not almış oldum. Bu notlarımdan birisi de bugünkü yazımın konusu.
Geçen gün bir yakınımın evindeydim. Bana, sohbet sırasında, bir süredir kitap okuyamadığını söyledi. Vakitsizlik, stres, sıkıntı gibi faktörler de sorumlu tutulabilirdi. Ancak, bu koşullar her zaman mevcutken, son dönemde artık hiç okuyamıyordu.
Önce kendisi bir çözümleme yaptı. Hayatımızdaki, bizleri akılsızlaştıran “akıllı” aletlerin egemenliğini sorumlu tuttu. Bana da bir ölçüde makul geldi. Bu aletlerin, uzun süreli dikkat toplama yeteneğimizi gittikçe aşındırdığı artık herkesin malumu.
Sonrasında, kütüphanesini gözden geçirecek oldum. O zaman meseleyi anladım. İlk söylediğim, “kütüphanenin yüzde seksenini, gözünü kırpmadan atabilirsin,” oldu.
Yüzde seksen, iyimser bir orandı. Kitaplıkta, edebiyatımızın, sorgulanması yasak starları ön sıralardaydı. Kişisel deneyimimin bana söylediği, bir insanın iyi edebiyattan bekleyebileceklerinin hiç birinin, bu yazarların kitaplarında bulunamayacağıdır.
58 yaşındayım ve çocukluktan beri, iyi kötü okurum. Vaktiyle, kendime, “roman, şiir, öykü, kuram, vs. neden okunur,” diye sordum.
Zaman içinde romanla ilişkili olarak bu soruya verdiğim cevap, insana dair bir derinlik bulma isteği şeklindeydi. Bana, bu tür bir deneyim yaşatmayan romandan zevk almadım. Ve sonuçta, okuma, bir görev değil, bir zevk işidir.
Şöyle soralım: Sürekli lezzetsiz, özensiz yemek yeseydiniz, yeme işinden soğumaz mıydınız? Eviniz izbe, karanlık, dağınık olsa, eve girmekten nefret etmez miydiniz?
Peki okumak neden bunlardan farklı olsun ki? Edebiyat lobilerinin bizlere dayattığı yazarları, kitapları tüketerek okumaktan soğuyor olamaz mıyız?
Yakınıma, okuduğu (daha doğrusu, okumaya çalışıp püskürtüldüğü) kitaplar hakkında uzun bir söylev çekmektense, bu konuda hayli ürün veren bir yazardan söz ettim. Taylan Kara’dan.






Taylan Kara, edebiyat içi iktidarla uğraşan bir yazar. Yazdığı konular arasından, tanıtım amacıyla, size aşağıdakileri seçtim.
- edebiyattaki iktidar
- edebiyattaki iktidarın siyasi ideolojiden bağımsız, konsensüsle işleyişi
- edebiyatta adam kayırma
- edebiyat dergileri yoluyla yayılan cehalet
- kitlelerin ahmaklaştırılması için edebiyatın kullanımı
- edebiyat lobilerinin (siyasi ideolojileri aşan) gücü
- türkçeden avrupa dillerine çevrilmek için “seçilen” kitapların kapaklarındaki ortak tasarım öğeleri
- “muhalif” (yani ayırdedici yanı “hükümete sallamak” olan) gazetelerdeki astroloji köşelerinin işlevi
- (iyi) roman insana ne verir?
- iyi edebiyatla kötü edebiyatın farkları
Kendisinin sitesinden (taylankara.com) bulduğum ve okuduğum bazı yazıların bağlantılarını sizlerle paylaşmak istedim.
- Türkiye’de Edebiyatın İktidarında Kimler Vardır?
- Konsensüs Hastalığı ve Milli Mutabakat Yazarı Hasan Ali Toptaş
- Kültür Dünyasından Bir Cehalet Geçidi Ya da Köpeksiz Köyde Değneksiz Gezenler
- Üçüncü Dünya Ülkelerinden Yazar Çıkar mı?
- Kitlelerin Ahmaklaştırılması
Aşağıdakiler de, çeşitli yerlerde yaptığı ve YouTube’da paylaştığı sunumlara ilişkin tanıtımlar.
- Bir Ahmaklaştırma Düzeneği Olarak Edebiyat ve Felsefe
- Bir Çöküşün Kısa Tarihi
- Bir Kitle İmha Silahı Olarak Edebiyat
Bugünkü yazımı, okuma zevkimizi kurtarma amacına yönelik olarak yazdım. Taylan Kara’nın bu işte hayli birikimli olduğunu gözlediğimden, aklıma ilk gelen onu önermek oldu. Bu konuda ve genelde yazılarım konusunda görüş, eleştiri ve önerilerinizi iletirseniz sevinirim. Blog amacına daha da yaklaşır.
Sevgiler.

Yorum bırakın