Yapay Zeka Nelere ve Nasıl Yol Açacak?

Richard Sennett‘in kitaplarını okumaya koyuldum. Bir süre devam edecek bir çaba. Ayrıntı Yayınları, çoğu kitabını Türkçe’ye kazandırmış.

Önce “Yeni Kapitalizmin Kültürü“nü okudum. Şimdi ise “Zanaatkâr“ı okumaktayım.

Sennett’in anlattıklarını, kendi süzgecimden geçiriyorum. İlk aklıma gelen, makine ve bu yolla da yapay zeka üzerine bazı sorular oldu.

Yıllar önce fasikül fasikül yayınlanan ve sonra ciltçi zanaatkarlar tarafından özenle ciltlenen AnaBritannica’da makine, şöyle tarif ediliyor:

“Belirli bir işin gerçekleştirilmesinde ya da fiziksel bir işlevin yerine getirilmesinde, insan ya da hayvangücüne yardımcı olarak kullanılan ya da tümüyle onların yerini alan aygıt.”

Burada, önemli ifade sanırım şu: “yardımcı olarak kullanılan ya da tümüyle onların yerini alan”.

İşin başında, özellikle de aydınlanmacılar tarafından savunulan, şöyle bir şeydi: Makineler, insan emeğinin en zahmetli ve en pis kısmının yerini alacak, onları sağlıksız üretim koşullarından kurtaracak, toplumsal refahın artmasına yol açacaktı. Yani, insan gücüne yardımcı olacaktı.

İlk uygulamalarda bunların bazı örnekleri görüldü. Örnekse, o zamanlar hayli pis ve sağlıksız bir iş olan kâğıt üretiminde, insan emeğinin yerini aldı makineler.

Ama zamanla görüldü ki, makineler, en kötü, en sağlıksız koşullarda çalışan işçiye yardımcı olmaktan öte, daha çok, en vasıflı emeğin yerini alıyordu. Bu yolla da, vasıflı emek önemsizleşiyor, işin gittikçe büyüyen kısmı vasıfsız emekten oluşmaya başlıyordu. Böylece de, vasıflı emeğin sözü etkisiz ve geçersiz kılınıyordu.

Toplumsal refah konusuyla ilgili olarak ise, makineler, gerçekten bir ilerlemeye yardımcı olmuştur. Eski zamanlardaki tüketim imkanlarına göre, önemli bir ilerleme sağlanmıştır. Bu gelişmeyi Sennet, şöyle anlatıyor:

“Modern zamanlarda Avrupalı çalışan yoksulların maddi yaşam kalitesi, pek çok bakımdan 17. yüzyıl burjuva sınıflarınınkinden daha yüksektir.”

Bu arada, yine konuyla ilgili, ilginç bir gözlemi de var:

“16. yüzyılın sonlarında ve 17. yüzyılın başlarında Avrupalı çocuklar ilk kez çok sayıda oyuncağın keyfini çıkarmaya başlamıştı. Daha önceleri, bize tuhaf gelecek şekilde, yetişkinler kendilerini yapma bebeklerle, oyuncak askerlerle ve çocuklara ait diğer şeylerle eğlendirirlerdi; bu tür oyuncaklar az sayıdaydı ve pahalıydı. Fiyatları düştükçe oyuncak sayısı da arttı. Bu süreçte oyuncak eşyalar çocuklara özgü eşyalar haline geldi.”

Çocukların şımartılması hakkındaki ilk tartışmalar da böyle başlamış oluyordu.

Şimdi ise, yetişkinleri de şımartan; evlerini, gerçekten isteyip istemediklerini bilmedikleri, verimli kullanım ömrü boyunca kullanmayacakları kesin bir nesne bolluğuyla dolduran bir üretimle karşı karşıyayız.

“Başlangıçtan itibaren makineler insanların önüne çok miktarda eşya yığmaya koyuldu.”

Baştaki soruya dönersek, makineler emeğe yardımcı olarak mı kullanıldı, onların yerini mi aldı?

“Peki, bu insan elinin yerini alan, dost bir alet midir yoksa düşman bir alet mi? Hünerli el işinin ekonomik tarihinde, makineleşme çoğu kez bir dost olarak başlamış ve bir düşman olarak sona ermiştir. Dokumacılar, fırıncılar ve çelik işçileri, bunların hepsi sonunda kendi aleyhlerine dönen aletlere kucak açmışlardı.

Günümüzde mikroelektroniğin gelişimi de bir zamanlar insan muhakemesine ait sayılan tıbbi teşhis ya da mali hizmetler gibi beyaz yakalı işçilerin alanının akıllı makineler tarafından işgal edilmesi anlamına geliyor.”

Bunu sağlayan gerçekten makineler mi, işin örgütleniş şekli mi?

İşi düzenleyen, aydınlanmacıların düşüncesindeki “akıl”dan mı ibaret?

Günümüze gelirsek, yapay zeka, zor işlerimizde bize yardımcı mı olacak, yoksa, en kalifiye çalışanlardan başlayarak, işlerimizi elimizden alıp, bizleri “evrensel temel gelir”e muhtaç fazla nüfusa mı dönüştürecek?

Peki bunun faili, sadece yapay zeka mı olacak?

Yeni sorularda buluşmak üzere.

Diğer 49 aboneye katılın

Yorum bırakın