Gençtim bir zamanlar
Kuzeyli Tanrı Odin – Sayings of the High One
Dolandım durdum bir başıma
Ve kaybettim yolumu.
Zengin hissettim kendimi
Yalnızca biriyle tanıştığımda.
Bir insanın neşesi başka bir insandır.
Bugünkü yazımda, okuma notlarıma yer vereceğim.
En son, Theodore Zeldin‘in “Hayatın Gizli Hazları” adlı kitabını okudum. Kitap Ayrıntı Yayınları’ndan çıkmış.


Theodore Zeldin, felsefe ve tarihin kesişim alanında yazıyor. Türkçede daha önce yayınlanan kitabı, “İnsanlığın Mahrem Tarihi” adını taşıyordu.
Hayatın Gizli Hazları’nda, yazar insanlığa ilişkin, gündelik yaşantımızda aklımıza gelmeyecek sorular soruyor ve tarih bilgisiyle dolu cevaplar veriyor. İnsanlığın tarihin akışında yaptığı keskin dönüşlerin sonuçlarına pek güvenmiyor ve, toplumu mevcut haliyle, daha çok mutluluk üretecek şekilde, bir anlamda reformlara uğratmaya yönelik önerilerde bulunuyor.
Kitapta, pek çok konuya değiniliyor. Seyyahlar, siyaset, otobiyografi, portre çizimi, kamasutra, Hindu gelenekleri, yoksulluk, zenginlik, yalnızlık, arkadaşlık, borçluluk, intihar, din, Maniheizm, önyargı, karşılıklı anlayış, zaman, mizah, kibir, açgözlülük, dışlanmışlık, ulus, vatandaşlık, Vikingler, özgürlük, cinsiyet, liderlik, otelcilik ve oteller, sigortacılık, kitle turizmi, mimari bunlardan bazıları.
Kitap, popüler figürlerin ve, daha çok da, genel okuyucunun ilgisi dışındaki figürlerin otobiyografileriyle besleniyor.
Kitapta geçen tanınmış figürleri de not edelim: Coco Chanel, Cezanne, Thomas Hobbes, Beethoven, George W. Bush, Peter Drucker, Hassan El-Banna, Heisenberg, Thomas More, Sergei Eisenstein, Benjamin Franklin, Handel, Diderot, Leonardo da Vinci, Henry Ford, Hans Christian Andersen, Soren Kierkegaard, Cengiz Han, Katherine Hepburn, Robert Owen, İbni Haldun, Francis Bacon…
Yazar, dokunduğu her konuda, tarihle beslenmiş parlak çözümlemeler / yorumlamalar yapıyor.
Asağıda, bunlardan bazılarını not ediyorum.
“Haklarınız için savaşın! Sakin olun! Zengin olun! Daha çok çalışın! Eğlenin! İyi insan olun! Kırışıklıklarınızı gizleyin! Bunlar ve benzerleri midir, insanın kendisini hayatın acımasızlıklarına karşı savunabileceği yegâne silahlar? Daha fazlası olmalı diye düşünerek gizli, söylenmemiş, unutulmuş olanı aramaya çıktım. İnsanın, hem yaşayanların hem de hayata veda etmiş olanların deneyimlerinin tümünü mümkün olduğunca irdelemenin bir yolunu bulmayı denedim.“
“Zamanımızın büyük macerası, gezegenimizin sakinlerini keşfetmektir.“
“Heba edilmiş bir yaşam, yalnızca kendi kendine hitap eder ve yalnızca kendi endişelerine odaklanır.“
“‘Ben kimim?‘ diye sormak yerine ‘Sen kimsin?‘ sorusunu tercih ederim. Bir sohbet böyle başlar ve bir otoportre böyle doğar.“
“Bir isyankâr ve bir zorba, bir çift olarak düşünülmez; ancak âşık bir çift kadar da birbirlerine karşı saplantılı olabilirler. Böylesi bir ilişkide sıkışmış olmak her daim kafeste yaşamak gibidir. Karşılıklı nefretle birbirine bağlanmış bir grup içinde yaşadığında ise, insanın kendisini bu nefretten kurtarması daha da zorlaşır.“
“İntihar zevki umarsızca devam ediyor. Güç sahibi insanlar, kendilerine inanmayı bıraktıklarında, hiç kimsenin kendilerine inanmadığını hissettiklerinde ve bir de sözlerini tutamadıklarında intihar ediyor. Uzmanlar, doğru çıkmayan tahminler yaptıklarında ve başka uzmanların ne söylediğini anlayamaz hale geldiklerinde intihar ediyor. Nazik insanlar, nezakete yer olmayan meslekler yaptıklarında intihar ediyor. İntiharın en sık rastlanan biçimi, ümidini kaybetmek.“
“On Emrin yedi tanesinin Eski Mısır metinlerinden alınmış olduğunu bilmek, inançların küçük oynamalarla nasıl da dönüştürülebildiğini düşündürüyor bana.“
“İnsanlar bilgi edindikleri sürece canlıdır; bilgi edinmek, insanın kendisiyle anlaşamama sürecidir.“
“Dakiklik ve verimlilik, genel olarak köle terbiyecisine dönüşmüştür, insanları her güne daha fazla aktivite ve netice sığdırmaları için kırbaçlar, kişisel ritimlerini sabitlenmiş ve yaratıcısı bilinmeyen zaman çizelgelerine mahkûm etmeye zorlar.“
“Birçok insanın birbirine sorduğu soruyu ben size sormuyorum: ‘Nerelisin?’ Bunun yerine şu soruyu tercih ederim: ‘Nereye gidiyorsun?’ Bir insanın kendi insan koleksiyonunu, ait olduğu ulustan bağımsız olarak, kendi kalıtımına ek olarak nasıl oluşturabildiğiyle ilgileniyorum. “Nereye gidiyorsun?” sorusu, insanın hangi dış etkileri veya ilham kaynaklarını arayabileceği ya da seçebileceği veya rastlayabileceği hakkında bir sorudur.“
“Özgürlüğün ortadan kaldırılması, acımasız bir zorba da gerektirmez. Bütün ihtiyaç duyulan paniktir.“
“Hayatta kalmaya özgür yaşamaktan daha yüksek değer atfediliyor.“
“Tüm savaşlar arasında en acımasızı, en uzun süreli ve en çok kurban vermiş olanı hangisidir? Kadın ve erkek arasındaki savaş, dünya nüfusunun yarısını çeşitli derecelerde sakat bıraktı ve diğer yarısının da duyarlılığını ve hayal gücünü köreltti.“
“Kadın erkek arasındaki savaş evrensel bir ateşkesle sonlandırılamaz; çünkü bu savaş, üst komutası olmayan bir savaştır.“
“Ruh eşini bulma umudu, insanın kendisini anlayan birilerinin veya en azından birinin var olması gerektiğine dair umududur. Yolumuzun üstünde her türden engel var, insanların olmadıkları biri gibi davranmaya teşvik edilmeleri ya da zorla itilmeleri bunlardan yalnızca birkaçı.“
“İnsanlar sevgiye fazlasıyla aç, yalnızca sevgi görmeye değil sevgi sunma fırsatlarına da o kadar açlar ki, bu sevgiyi hiç tanımadıkları ünlülere sunuyor ve karşılık görmemekten de hiç yakınmıyorlar.“
“Kitle turizmi, yaratıcılığının sınırlarına ulaştı; insanlar kendi ülkelerinin gerçekliklerinden sadece kısa bir süre için kaçmaya çok da ilgi göstermiyorlar; seks, uyuşturucu, kumarhane, alkol ve yabancı mutfakların batılılaştırılmış parodileri üzerine uzmanlık yapmış tatil bölgelerine sonsuz bir talep yok. Almanlar durumu ifade etmek için bir kelime bulmuşlar: ‘boş zaman stresi’, freizeitstress. Ortodoks Kilisesi ise ‘turistik akım tehlikesine kapılanlar’ için dualar geliştirmiş durumda.“
“Sigortacılık, korkuyu def etmeye adanmış bir dindir neredeyse ve insanlığın büyük bölümü de gönüllü ve düzenli olarak adaklar sunar bu dine.“
“Günümüzde, insanlara yaşlarını sormaktansa ne kadar canlı olduklarını veya yeni düşünceler geliştirmeyi ne zaman bıraktıklarını keşfetmek daha faydalı olur. Yaş, genellikle bir kamuflajdan ibaret.“
“Yeni fikirlerin anlaşmazlıkları alevlendirmesi neredeyse kaçınılmazdır. Bilgi, anlaşmazlığın bir ürünüdür.“
“Soruyu şu şekilde yeniden şekillendirebiliriz: Neyi kabullenmek durumunda olduğunuzdan ziyade, hayatınızdan ne bekliyorsunuz ve onu nasıl şekillendiriyorsunuz? ‘Hayatın’ değil, sizin kendi hayatınızın amacının ne olmasını isterdiniz? Bu yaklaşım, genel anlamda bir hayatın amacı düşüncesini anlamsız kılar; kendi hayatınıza bir amaç vermek size kalmış bir şeydir. Arzular, itaati tahtından indirir.“
“Yaşıyor olmak, çarpan bir kalbe sahip olmak meselesi değildir yalnızca, aynı zamanda diğer kalplerin de çarptığından ve başka zihinlerin de birbirine karşılık olarak düşünce ürettiğinden haberdar olmaktır. Yaşayanlara musallat olan en ölümcül hastalıktır zihnin katılığı, Yani rigor vitae, merakı yakıp kül eder ve yerine kendini tekrar eden, uyuşuk rutinler getirir; rigor mortis’ten daha tehlikelidir, çünkü insana yaşadığını zannettirir. İnsan, daha önce hiç sahip olmadığı düşünceler getiremiyorsa dünyaya ve başkalarının düşüncelerinden ilham alamıyorsa, yalnızca sözde yaşıyor demektir.“
Bunlar, okurken dikkatimi çeken pasajlar. Sizlere kitap hakkında bir fikir verebildiğimi düşünüyorum.
Zeldin’in diğer kitabını da (İnsanlığın Mahrem Tarihi) okuyup notlarımı sizlerle paylaşmayı planlıyorum.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Yorum bırakın