“Mükemmeliyetçilik yavaş ölümdür.”
Okumalarımdan aklımda kalmış, kaynağı belirsiz.
Uzun süredir, bir YouTube kanalı açma fikrini taşıyordum. Çerçeveyi çizmiş, ön hazırlıkları tamamlamaya çalışıyordum. “Ön hazırlık nedir, ne kadar sürebilir?” denilecektir. Bu, bir mükemmeliyetçi için, sonsuza uzanan bir yoldur.
Her ne hal ise, bu fikrimi açtığım arkadaşlarımdan bir tanesi (sevgili Sencer), benim durumumu sezdiği ve kendisi pratik bir adam olduğu için, bir deneme çekimi yapmayı önerdi. İtirazlarımı sürdüremedim, çekimi yaptık. Montaj işlemini de, Adobe Premiere’i öğrenerek, kendim yaptım. Sonuçta, projem biraz daha netleşmiş oldu: Sorunları, ihtiyaçları gördüm. Ama bu, yolu daha kısaltmadı, yol aynı kaldı. Öğreneceğim yazılımlar (mesela Adobe Illustrator), anlatacağım konular hala hayli bir yekün tutuyordu.
Ardından, konuşacaklarımı kafamda topladıkça, bunu yazarak daha iyi yapabileceğimi düşündüm. Bu sefer de blog sürecinde aynı şeyler oldu. WordPress öğrenme, yazacaklarımı doyurucu bir şekilde olgunlaştırma, vs. süreçler, benim için aşılamaz engeller haline geldi.
Mesela WordPress ile ilgili olarak, okunabilecek bütün kitapları okumaya girişiyordum. Ya da, yazacaklarım konusunda, bilimsel bir makale yazacakmış gibi kapsamlı araştırma yapmaya koyuluyordum. Bu da, başlangıç aşamasını sonsuza dek erteleme anlamına geliyordu.
İşin ilginç tarafı, bu durum bana son derece mantıklı görünüyordu. Öyle değil mi, ne yapacaksak mümkün olduğunca mükemmel bir şekilde yapmalıydık.
Burada, bugün kitaplığımdan alıp göz gezdirdiğim bir kitabın, kendimi daha iyi görmeme katkısı oldu.

Kitap, Theodore Millon imzalı. Çevirisi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış. “Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları.
Kitabın temel özelliklerinden birisi, normallik ve patolojiyi “aynı yelpaze üzerinde sıralanmış” gibi görmesi. Kompülsif kişiliğe ilişkin verilen örnek cümleler, bu yelpaze yaklaşımıyla, aşağıda:
| Mükemmeliyetçi | |
| Adaptif | “Yaptıklarımdan gurur duyarım.” |
| Tanı eşiğinin altında | “Bir şeyi doğru yapana kadar üstünde uğraşmam gerektiğini hissederim.” |
| Bozuk | “Bir işi ihtiyacımı giderecek kadar yapmışsam bile mükemmel olana dek elimden bırakmam.” |
| İleri derecede bozuk | “Hep yeterince iyi olmadığını düşündüğüm için hiçbir şeyi bitiremem.” |
Kendi yaklaşımımın, bu tabloda, sondan ikinci ve sonuncu düşünce yapıları arasında bir yere denk düştüğünü farkettim. Benim iş yapma(ma) tarzım, aslında bir patolojiden muzdarip olduğumu gösteriyordu.
Kişinin kendisini “normal” olarak görmekten vazgeçmesinin, bazı dönüştürücü sonuçları oluyor. Ben de, öyle ya da böyle, mükemmel ya da değil, ilk yazımı yayınlamaya karar verdim. Yoksa, sonsuza dek beklemek gerekecekti.
Bundan sonra burada, okuduklarımdan, izlediklerimden, yaşadıklarımdan süzülenleri sizlerle paylaşacağım.
Bu süreçte beni teşvik eden dostlarım, Baha, Ömer Faruk, Sencer ve diğerlerine teşekkür ederim. Kimse okumazsa en azından onlar okur. Bu blog faaliyetinde onların dahli var. Sorumluluklarından kaçamazlar.

Yorum bırakın